Çocuk Psikolojisi
Son 25-30 yıldır Çocuk
Psikiyatrisi kliniklerinde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB)
tanısı popülaritesini korumaktadır. Tarihsel süreç içinde minimal beyin
disfonksiyonu, hiperkinezi, hiperkinetik sendromu ve hiperaktiviteli dikkat
eksikliği sendromu gibi farklı isimlerler ele alınmış, son sınıflama
sisteminde ise dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olarak
tanımlanmıştır. DEHB tanımı ile yukarıda sayılan tanımlar arasında belirgin
farklılıkların olduğu bir gerçektir. Günümüzde DEHB alt tipleri tarif
edilerek tanısal yaklaşım sınırları genişletilmiştir.
DEHB çocuklu çağının en
önemli psikiyatrik sorunlarının başında gelir. Aileyi, okulu ve toplumu
ilgilendiren yönleriyle ve geniş anlamıyla bir eğitim ve öğretim sorunudur.
Sorunun erken teşhisinde tedaviden elde edilen sonuçların yüz güldürücü
olması hiperaktivitenin sağlık ve eğitim alanında çalışanlar tarafından
mutlak bilinmesi gerekli konular arasında yer alması gerçeğini
göstermektedir.
Dikkat eksikliği
hiperaktivite bozukluğu,
Aşırı hareketlilik,
Dikkat eksikliği ve
İmpulsivite olarak sınıflandırılabilen üç temel belirti kümesinden oluşur.
AŞIRI HAREKETLİLİK (HİPERAKTİVİTE)
Aslında her çocuğun
hareketli olması beklenir. Çocuk koşar, düşer ve gürültü çıkararak oynar.
Bunların hepsi doğal karşılanabilir. Ancak DEHB’da ise çocuğun hareketliği
aşırıdır ve yaşıtlarıyla kıyaslandığında farklılık hemen anlaşılır.
Genellikle bu çocuklar bir motor tarafından sürülüyormuş gibi sürekli
hareket halindedirler. Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjileri vardır.
Yükseklere tırmanır, koltuk tepelerinde gezer, ev içinde koşuşturur ve dur
sözünden anlamazlar. Sakin bir şeklide oynamayı beceremez, bir süre sakin
bir şekilde oturamazlar. Oturmaları gereken durumlarda ise elleri ayakları
kıpır kıpırdır. Çok konuşur, iki kişi konuşurken sık sık lafa girerler.
Masanın başında oturamaz, dolayısıyla derslerini uygun mekanlarda
çalışamazlar.
DİKKAT EKSİKLİĞİ
Çocukta dikkat kusuru
özellikle eğitim hayatının başlamasıyla belirgin hale gelir. Okul öncesi
dönemde de her şeyden çabuk sıkılan ve bıkan bu çocuklar, oyuncaklardan dahi
sıkılıp kısa bir süre sonra onları parçalamayı tercih ederler. Okulun
başlamasıyla birlikte öğrenmeye karşı ilgisizdirler. Ödev yapmayı sevmez,
anne/baba ve öğretmenin zoruyla ödev yaparlar. Ödevleri yapmakta hayli
zorlanırlar. Masanın başına oturamaz, otursalar dahi çeşitli bahaneler
uydurarak (tuvalete gitme, su içme gibi) sık sık masa başından kalkarlar.
Anne /babayı ders çalışırken sürekli yanlarında isterler. Üzerine aldıkları
bir işi sürekli bitirmekte zorlanır, bir işi bitirmeden hemen diğerine
geçerler. Kendileriyle konuşulduğunda sanki konuşanı dinlemiyormuş görüntüsü
verirler. Bir komutu birkaç defa söyledikten sonra yerine getirirler.
Sınıfta dersi takip
etmedikleri gözlenir. Dışarıdan gelen uyarılarla hemen dikkatleri dağılır.
Ders dışı işlerle fazlaca ilgilenir, elindeki kalem, defter ve oyuncak gibi
malzemeyle uğraşır, dersi takip edemezler. Derste sıkılmaları nedeniyle
sınıfın dikkatini ve huzurunu bozacak davranışlar sergileyebilirler. (derste
konuşma, arkadaşlarına laf atma ve garip asker çıkarma gibi).
Okuma ve yazma
kaliteleri yaşıtlarından kötü, defter düzeni ve yazıları bozuk olabilir.
Okurken sık hata yapabilir ve cümlenin sonunda kelime uydurmalarına
rastlanabilir. Unutkandırlar. Sınıfta sık eşya kaybetme yanında, iyi
öğrendiklerini düşündüğünüz bir bilgiyi de çabuk unutabilirler. Kendilerine
uygun bir çalışma düzeni ve sistemi geliştiremezler. Okuma ve yazmayı
genellikle sevmezler. Ders kitabı okumanın yanında hikaye ve roman türü
kitapları okumaya karşı da isteksizdirler.
Yaşanan tüm bu öğrenme
zorluklarına sınavlarda dikkatsizce yapılan hatalar eklenir. Sabırsızlıkları
nedeniyle soruları hızlıca okuma, tam okumama ve yanlış okumalara sık
rastlanır. Bu nedenle çok iyi bildikleri bir soruyu dahi yanlış
cevaplayabilirler. Test sınavlarında çeldiricilere kolaylıkla kanarlar.
Özellikle ilkokula başladığı yıllarda sınav kağıdını öncelikle vermeyi
marifet sayarlar. Sonunda bilgileri ve bildiklerinden daha azı oranında not
alırlar.
Dikkat eksikliği okul
öncesi dönemde pek fark edilmeyebilir. Ancak bu çocukların bir kısmı ders
dışı işlerde de çabuk sıkılma belirtileri gösterirler. Zeka düzeyi iyi olan
ve ek olarak özel öğrenme güçlüğü olmayan çocuklar ilkokulun 3.ve
4.sınıflarına kadar derslerde sorun yaşamayabilirler. Çalışmadıkları ve
dersi iyi takip etmedikleri halde notları kötü olmayabilir. Derslerin
ağırlaşmasıyla birlikte başarıda ciddi düşüşler yaşanmaya başlanır.
Ev içinde günlük
yapmaları gereken işler konusunda sorumluluk almak istemezler. Genellikle
dağınıktırlar ve kurallardan hoşlanmazlar.
İMPULSİVİTE
(DÜRTÜSELLİK)
Sonunu düşünmeden
eyleme geçme olarak tarif edilebilecek olan impulsivite, bu çocukların
uyumlarını bozan en ciddi belirti kümesidir. Sabırsızlıkları, sırasını
beklemekte güçlük çekmeleri ve yönergeleri dinlemeleri tipik özellikleridir.
Sonuçta kendisi ve çevresindekiler için zararlı olabilecek fevri hareketleri
ve sınır tanımadaki zorlukları davranış sorunlarının ilk habercileri
gibidir. Yaşıtlarıyla birlikte olduklarında olaylara aşırı tepki vermeleri
ve fiil ve sözle arkadaşlarını rahatsız etmeleri nedeniyle toplum içinde
istenmeyen adam ilan edilirler.
ALT
TİPLERİ
Önceleri dikkat
eksikliği hiperaktivite tablosunun aynı yoğunlukta bulundukları düşünülürdü.
Oysa şimdi DEHB’nun farklı alt tipleri tariflenerek tanısal yaklaşımlar
yeniden düzenlenmiştir.
Dikkat eksikliği hiperaktivite BİLEŞİK TİP
Klasik anlamda DEHB
dendiğinde anlaşılan bileşik tiptir.
Dikkat eksikliği belirtilerinin yanında hiperaktivite belirtileri de
bulunmaktadır.
Dikkat eksikliği hiperakitvite HİPERAKİTVİTE ve İMPULSİVİTENİN ÖNDE GELDİĞİ
TİP
Hiperakitvite ve
impulsivite belirtileri belirgin iken eksikliği belirtileri daha az
gözlenir. Genellikle ders başarıları kötü değildir, ancak bulundukları
ortamda hiperakitvite ve impulsiviteleri nedeniyle uyum sorunu yaşarlar.
Dikkat
eksikliği hiperakitvite DİKKATSİZLİĞİN ÖNDE GELDİĞİ TİP
Dikkat eksikliği
belirtileri belirgin iken hiperakitvite ve impulsivite belirtileri daha az
gözlenir. Genellikle ders başarıları iyi değildir, ancak hiperakitvite ve
impulsiviteleri belirgin olmadığından uyum sorunu yaşamazlar.
GÖRÜLME YAŞI, CİNSLER ARASI FARK VE GÖRÜLME SIKLIĞI
Belirtilerin 7 yaşından
önce başlaması gerekir. Genellikle 4-5 yaşlarında belirtiler belirgin hale
gelir. Ancak bir kısmı bebekliklerinden itibaren huysuzlukları az uyumaları
ve az yemeleri ile dikkat çekerler. Okul döneminin başlamasıyla dikkat
eksikliğine bağlı öğrenme sorunlarının gündeme gelmesi ve arkadaşlarla olan
sorunları aileyi tedirgin etmeye başlar. Ergenlik döneminde ise okul
başarısızlığı yanında davranış sorunları ve aileye karşı gelişen tutumlar
gözlenir. Ergenlikte aşırı hareketsizlik azalır ve yerine çabuk sıkılma ve
dikkat kusuru belirgin olur.
Erkek çocuklarda kızlara
oranla daha sık rastlanır. Erkek çocuklarda genellikle hiperaktivite ve
impulsivite belirtileri ön planda iken, kız çocuklarında daha çok dikkat
eksikliği belirgindir. DEHB her kültür ve toplumda görülen bir bozukluktur.
Toplumda görülme sıklığı farklı araştırmalarda farklı sonuçlar elde
edilmesine karşın yaklaşık %5-6 gibidir.
DEHB’NA EŞLİK EDEN DİĞER PSİKİYATRİK SORUNLAR
DEHB çocuklarda karşı
gelme bozukluğu ve davranım bozukluğu ile birlikte görülebilir. Ayrıca, özel
öğrenme güçlüğü sıklığı bu çocuklarda daha fazladır. Özel öğrenme güçlüğü
ile birlikte görüldüğünde ders başarısızlığı çok daha belirgin hale gelir.
NEDENLERİ
Son 15-20 yılda yapılan
araştırmalar DEHB’nun organik kökenli olduğu görüşünü hakim kılmıştır. Yeni
araştırmalar beyin glikoz metabolizmasındaki bozukluklar üzerinde
yoğunlaşmıştır. Bu çocukların özgeçmişlerinde hamilelikte ilaca maruz kalma
ve intra uterin infeksiyonlar, zor doğum, düşük doğum ağırlığı,geçirilmiş
M.S.S infeksiyonları dikkat çekmiştir. Bozukluğun genetik geçişi üzerinde
durulmuş ve bu çocukların 1.dereceden akrabalarında DEHB oranı daha yüksek
bulunmuştur. Kaotik alie yapısında yetişen ve ağır ihmal ve tacize maruz
kalan çocuklarda da DEHB belirtileri gözlenebilmektedir.
ÜLKEMİZDE HİPERAKTİVİTE
Batı toplumlarında ve
özellikle A.B.D’de DEHB tanısının fazlaca konduğu tartışmaları sürerken,
maalesef ülkemizde Çocuk Psikiyatristi sayındaki yetersizlik bu çocuklardan
önemli bir kısmının zamanında gerekli tedavi programına alınmasını
engellemektedir. Toplumumuzdaki hiperaktivite konusunda yanlış ve eksik
bilgilerin tedaviyi engelleyici veya geciktirici bir yanı vardır. Halk
arasında DEHB belirtileri yanlış bir şekildi üstün zekalı olma, şımarıklık,
terbiyesizlik, tembellik ve huysuzluk gibi terimlerle izah edilmeye
çalışılır. Dolasıyla belirtileri görmezlikten gelmeden, şiddet uygulamaya
kadar geniş bir yelpazede çözüm aranır. Belirtileri bu sorunun yansımaları
olarak görmek yerine suçlu aramak ve sonunda çocuğu cezalandırmak aslında en
büyük çözümsüzlüğü üretmek demektir.
Anne/babaların sürekli
birbirlerini suçlayarak, ‘adeta sorunun nedeni ben değilim’ mesajını
vermeye çalışmaları, ev içindeki huzuru bozarak çocuğa ulaşmamızı daha da
güçleştirir. Başta eğitimciler olmak üzere çocukla ilgili her kesimin DEHB
hakkında temel bilgilere sahip olması gerekir. Toplumda yaygınlığı hiç de
azımsanmayacak oranda olan bu sağlık ve eğitim sorunun erken teşhisi
anne-baba-çocuk üçgeninde oluşacak yanlış tutumların en aza indirilmesini
sağlar.
TEDAVİ
Tedavinin ilk şartı, aile
okul ve hekim arasında sıkı işbirliğidir. Çünkü DEHB evde olduğu kadar
okulda da sorun yaşanmasına neden olur. Öğrenmeyle ilgili sorunlar yanında
arkadaş ilişkilerinde yaşanan sorunlar ve kurallara uyma güçlüğü aile ve
okulun ortak ve sağlıklı yaklaşımlarıyla aşılabilir.
Öncelikle ailenin
hiperaktivite hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Çünkü çocukta var olan
sorunların nedenlerini başka yerlerde aramak, çözüm üretmeyi engellediği
gibi, telafisi mümkün olmayan yanlış yaklaşımlar sergilenmesine neden
olacaktır. Çocukla olan ilişkimizi düzenleyebilmek için DEHB belirtilerini
yanlış yorumlamamak gerekir. Çocuğun davranışlarını ya da derslerle ilgili
zorluğunu yaramazlık ya da tembellik olarak yorumlayan anne-babalar çocukla
ilişkilerinin bozacak derecede sürekli ceza verme eğilimindedirler. Oysa bu
çocukların cezalardan pek anlamadıkları kısa süre içinde görülecektir.
Tedavide çocukla yeniden sağlıklı ilişki kurabilmenin yolları aranır.
Ailenin çocuğa yönelik tutumları gözden geçirilerek yanlışlar ayıklanmaya
çalışılır.
DEHB’nun tedavisinde
ilaçlar önemli yer tutarlar. Dikkat arttırmaya ve davranışların kontrol
edilmesine yönelik ilaç tedavisi uzun yıllardır kullanılmaktadır.
Stimülanların bulunmasıyla ilaç tedavisinde ciddi gelişmeler olmuştur.
Günümüzde DEHB’nun tedavisinde Metylfenidat, dextroamfetamin ve pemolin gibi
stimülanların yanında bazı antidepresan ve karbamezapin’den yarar görüldüğü
bilinmektedir. Medikal tedaviden elde edilen sonuçlar çocuğun yaşı, zeka
düzeyi, ailenin tedaviye uyumu ve sebatı gibi faktörlerden etkilenmektedir.
Stimülanların devreye girmesiyle tedaviden elde edilen başarı oranı oldukça
artmıştır. Stimülanlar; tedavideki başarıları yanındı, güvenilir ilaç
olmaları, çocuklarda bağımlılık yapmamaları ve yan etkilerinin az olması
nedeniyle tercih edilirler.
Ülkemizde psikiyatrik
ilaç kullanımı konusundaki yanlış bilgilenmeler DEHB olan çocukların
gerektiğinde ilaç kullanmalarını da engellemektedir. Ailenin yan etkilerden
korkarak ilaç reddetmesi, tedaviyi geciktirmekte ve sonradan geri dönüşümü
olmayan sonuçlar doğurabilmektedir.
Öğrenme güçlüğü çeken
çocuklarda özel eğitim programlarının uygulanması gerekebilir. Kalabalık
sınıflarda dikkatlerinin dağılması nedeniyle öğrenemeyen çocuklara bireysel
eğitim öğrenemeyen çocuklara bireysel eğitim desteği verilmelidir. Olumsuz
davranışların düzeltilmesi ve yerine olumlu davranışların konulması için
çeşitli destekleyici ve davranışçı tedavi teknikleri uygulanabilir.
DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU
-
Çoğunlukla elleri
ayakları kıpır kıpırdır ve oturduğu yerde kıpırdanıp durur.
-
Çoğu zaman hareket
halindedir ve bir motor tarafından sürülüyormuşçasına koşuşturur durur,
yükseklere tırmanır.
-
Oturması
istendiğinde, oturduğu yerde bir müddet kalmakta güçlük çeker.
-
Dikkati konu dışı
uyaranlarla çabuk dağılır.
-
Zihinsel çabayı
gerektiren ders dinleme, ders çalışma, okuma ve yazma görevlerinden kaçar.
-
Ödevlerde ve
sınavlarda dikkatsizce hatalar yapar.
-
Sabırsızdır,
sırasını beklemekte güçlük geçer
-
Kendisiyle
konuşulduğunda sanki dinlemiyormuş izlemini verir.
-
Sakin ve gürültüsüz
biçimde oynamakta zorluk çeker
-
Verilen yönerge ve
ödevleri yapmakta zorlanır, bu işi tamamlamadan diğerine geçer
-
Çok konuşur, sık
sık başkalarının sözünü keser ve lafa girer.
-
Çabuk unutur, sık
eşya kaybeder.
-
Çoğu zaman
sonuçlarını düşünmeden tehlikeli işlere gir